Tam kapanmada yıllık izin

5 Mayıs 2021

Salgında artan vaka ve hasta sayıları nedeniyle 29 Nisan Perşembe günü akşamından 17 Mayıs’a kadar 17 gün sürecek tam kapanma dönemi başladı. Kapanma döneminin çalışanlarca nasıl geçirileceği sorusu gündeme geldi. İçişleri Bakanlığı tarafından yayınlanan genelgede sokağa çıkma yasağı uygulaması kapsamına dahil edilmeyen işkolları sayıldı. Bu işkollarında çalışanların muafiyet belgeleri ile işe gidebilecekleri belirtildi. İlgili işkollarında çalışmayan işçilerin ise durumlarının ne olacağı sorusu gündeme geldi. Daha önceden gelen işverenin ücretsiz izne gönderme hakkı veya kısa çalışma uygulaması gibi yöntemler halen varlığını sürdürmekle birlikte, işverenlerin bu dönem için işçilere yıllık ücretli izin kullandırma talepleri oluşmaya başladı. Yazı dizimizde bugün kapanma döneminde işçilere yıllık izin kullandırılıp kullandırılamayacağını, kullandırılabilirse ne şekilde kullandırılabileceğini değerlendireceğiz.

Evde çalışanların durumu

İşyeri kapanmakla birlikte evde çalışma imkanı bulunanlar için durum daha farklıdır. Bu işçiler açısından iş sözleşmesi askıya alınmış olmamaktadır. Dolayısıyla bu çalışanların kapanma döneminde yıllık izin kullanma hakları bulunmaktadır. İlgili çalışanlar açısından doğan sorun ise işverenin kapanma döneminde bu çalışanları doğrudan izinli sayıp sayamayacağıdır. Yıllık izin kullandırımı işverenin yönetim hakkı kapsamındadır. İşveren kendi iş durumunu düşünerek işçilere istediği zaman yıllık izin kullandırabilir. Ne var ki burada atlanan bir hüküm bulunmaktadır. Yıllık ücretli izin işveren tarafından bölünemez. Ancak, kanunda öngörülen izin süreleri, tarafların anlaşması ile bir bölümü on günden aşağı olmamak üzere bölümler hâlinde kullanılabilir. İki hükümden çıkan sonuç, ilgili evde çalışan işçilere yıllık izin işverenin yönetim hakkı kapsamında onay almadan kullandırılacaksa, bütün izin sürelerinin kesintisiz kullandırılması gerektiğidir. Aksi durumda ancak işçiden onay alırsa kapanma döneminin tatil olmayan günleri için izin kullandırabilecektir. İşçiden onay almadan yıllık iznin bölünerek kullandırılması halinde, işçi iş sözleşmesi sona erdikten sonra ilgili izin sürelerini kullanmadığını ileri sürerek, o dönemdeki ücreti üzerinden bu izin sürelerinin ücretini talep edebilecektir.

Avans iznin şartları

Yıllık ücretli izin süreleri İş Kanunu’nda belirlenmiştir. Bu konudaki kanun maddesi nisbi emredici hukuk kuralı şeklindedir. Yani bir alt sınır vardır, fakat bir üst sınır yoktur. Kanunda belirlenen izin sürelerini kullanabilmenin temel koşulu o işyerinde en az bir yıldır çalışıyor olmaktır. Bazen işverenler bir yılını doldurmayan çalışanlarına da avans izin kullandırabilir. Bu işverenin inisiyatifinde bir konu. Fakat kapanma döneminde evde çalışan bir işçinin izin hakkı yoksa, işçiyi borçlandırarak avans izin kullanmaya zorlanması mümkün değildir. Ancak işçinin talebi halinde evde çalışabilen işçiye avans izin kullandırılabilir. Muafiyet kapsamındaki işçilerin kapanma döneminde yıllık ücretli izin kullanımları ise genel kurallara tabidir.

Dinlenme hakkı kapsamında olmalı

Yıllık ücretli izin, çalışanların dinlenme hakkı kapsamında ilk sıralarda gelen bir hak. Yıllık izin kullanmak, çalışan için bir hak olduğu kadar, aynı zamanda bir zorunluluk da... Bu nedenle yasal olarak koruyucu düzenlemelere kavuşturulmuştur. Örneğin, çalışanlar bu hakkın parasının ek olarak ödenmesini talep ederek bu haktan kendi istekleriyle vazgeçemeyecekleri gibi bu sürede başka işte de çalışamazlar. İşveren de yıllık izin hakkını istediği gibi bölemez. Bu yüzden kapanma döneminde işverenin işçileri tek taraflı olarak yıllık izinde sayma hakkının olup olmadığı üzerinde dikkatli düşünmek gerekmektedir.

Evinde çalışma imkanı olmayanlar

Yazının devamı...

Kimler nakdi ücret desteği alabilecek?

4 Mayıs 2021

Tam kapanma döneminde, çalışma belgesi olanlar çalışmaya devam edecek. Sokağa çıkma yasağına tabi olanlar mümkünse uzaktan çalışmaya geçecek. Uzaktan çalışmaya uygun olmayan işler için kısa çalışma ve nakdi ücret desteği devreye girecek. Nakdi ücret desteğinin sağlanması için ise 4 şartın mutlaka yerine getirilmesi gerekiyor.

17 günlük tam kapanma süresince çalışma hayatındaki muafiyetler belirlendi. Çalışma belgesi alınabilen sektörlerde çalışanlar kapanma döneminde çalışmaya devam edebilecek. Muafiyet kapsamında olmayıp sokağa çıkma yasağına tabi olan işyeri ve kişiler için ise ilk tercih uzaktan çalışma. Ancak uzaktan çalışmaya uygun olmayan işler için kısa çalışma ve nakdi ücret desteği devrede. Dün kısa çalışmanın kapanma döneminde nasıl uygulanabileceğini anlatmıştım. Bugün ise ücretsiz izin ve nakdi ücret desteğinin kapanma süresince hangi şartlar dahilinde ve kimler için uygulanabileceğini açıklayacağım.

 Ücretsiz izin kapsamı

İş Kanunu’na 16 Nisan 2020 tarihinde eklenen geçici 10. Madde uyarınca, her türlü iş ve hizmet sözleşmesi, işçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışı nedeni hariç 30 Haziran 2021 tarihine kadar feshedilemiyor. Diğer yandan 17 Nisan 2020 tarihinden itibaren işverenler işçileri kısmen ya da tamamen ücretsiz izne gönderebiliyor. Salgın döneminde uygulanan bu tip ücretsiz izin için işverenin işçiden onay alması gerekmiyor. Ayrıca işçi bu şekilde ücretsiz izne gönderilmiş olmak nedeniyle işyerinden tazminatını alarak da ayrılamıyor. Bu düzenleme halen devam ettiği için tam kapanma sürecinde muafiyet kapsamında olmayan, muafiyet kapsamında olsa bile talep azlığı nedeniyle işyerinde çalışmasına gerek duyulmayan işçilerin işveren tarafından ücretsiz izne gönderilmesi mümkün.

Desteğin kapsamı

İşverenin işçilerini ücretsiz izne göndermesinde herhangi bir kısıtlamaya tabi olması söz konusu değil. Dolayısıyla işveren bütün işçilerini ücretsiz izne gönderebilir. Ancak ücretsiz izindeki işçilere nakdi ücret desteği ödenebilmesi için bazı şartlar var. Bu şartları şu şekilde özetlemek mümkün:

Diğer yandan ücretsiz izne çıkartılan işçiye nakdi ücret desteği ödenebilmesi için işçinin SGK’ya belirli belge türleri ile bildirilmiş olması gerekiyor. Örneğin Türk işverenler tarafından sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmamış ülkelere götürülerek çalıştırılan Türk işçileri nakdi ücret desteğinden yararlanamıyorlar. Yine 4447 Sayılı Kanun’un kapsamında olmak şartını sağlayamadıkları için part  time çalışıp çalışmadığı günler için isteğe bağlı olarak prim ödeyip işsizlik sigortası primi ödemeyenlere de nakdi ücret desteği ödenmiyor.

Yazının devamı...

Tam kapanmada iş’te haklarımız

3 Mayıs 2021

Bu yazı dizimizde çalışma izin belgesinden fesih yasağına tam kapanma döneminde çalışma hayatını ve çalışanların haklarını ele alacağız.

Salgında artan vaka ve hasta sayıları nedeniyle 29 Nisan akşamından 17 Mayıs tarihine kadar 17 gün sürecek tam kapanma dönemine geçildi.

Söz konusu dönemde sokağa çıkma yasağı uygulaması kapsamına dahil edilmeyen belirli işkolları bulunuyor. İçişleri Bakanlığı tarafından yayınlanan genelgeye göre bu işkollarında çalışanlar, e-Devlet üzerinden alacakları çalışma izin belgesi ile tam kapanmadan muaf tutulacak. Tam kapanma döneminde uzaktan çalışma şartlarının uygun olmadığı işyerleri ise kapalı olacak. Bu yazı dizimizde tam kapanma döneminde çalışma hayatını ve çalışanların haklarını ele almaya çalışacağım.

1-) Muaf tutulan hariç tam kapanma geçerli

Geçtiğimiz perşembe günü başlayan ve 17 gün sürecek olan tam kapanma süreci, İçişleri Bakanlığı tarafından yayınlanan genelgede belirtilen işkolları haricindeki tüm işyerlerini kapsıyor.

Genelgede sokağa çıkma kısıtlamasından muaf tutulan işyerleri ile kişiler 43 maddelik bir listede tek tek sayılmış durumda. Sokağa çıkma kısıtlamasının uygulandığı dönemde genelgede belirtilen kamu veya özel sektör işyerlerinde çalışanların istisna kapsamında olduklarını belgelemeleri gerekiyor. Bununla birlikte, bu kişilerin muafiyeti işyeri güzergahı ile sınırlı.

2-) Çalışma izni nasıl alınır?

Yazının devamı...

Sözleşmeyi erken sona erdirene ceza

28 Nisan 2021

İşçi ve işverenin iş sözleşmesinden doğan borçlarına aykırı davranmaları halinde bazı cezai şartlar öngörülür. En sık cezai şarta bağlanan yükümlülük, fesih hakkının sınırlanmasıdır. Sözleşmeyi belirlenen süreden önce fesheden taraf, karşı tarafa cezai şart ödemek zorunda.

İşveren ve işçiler birbirlerine mevzuatta olmayan birtakım ek yükümlülükler getirmek veya var olan yükümlülüklerin ihlal edilmesini engellemek amacıyla cezai şartla bağlama yoluna gidebilmektedirler.

Cezai şart, Borçlar Kanunu’na göre bir kişinin borcunu hiç veya gereği gibi ifa etmemiş olması halinde alacaklıya karşı teminat niteliğinde bir edimi yerine getireceği taahhüdünde bulunmasıdır.

Mevzuatta bulunmayan yükümlülükler için sözleşme ile öncelikle bir borç tanımlanmakta, sonra bunun ihlali cezai şarta bağlanmaktadır. Cezai şarta bağlanan yükümlülükler çeşitlilik arz edebiliyor. Cezai şartın karşımıza çıktığı başlıca durum fesih hakkını sınırlandıran cezai şartla bağlantılı olarak, eğitime bağlanan cezai şart. Fakat eğitime bağlanan cezai şartın yargı tarafından belirlenen özel şartları bulunuyor. Cezai şartın karşımıza çıktığı diğer bir durum ise işçi ve işverenin iş sözleşmesinden doğan borçlarına aykırı davranmaları halinde öngörülen cezai şartlardır.

Örneğin işçinin sır saklama yükümlülüğünü ihlal etmesi veya işverenin işçinin kişisel verilerini hukuka aykırı şekilde kullanması halinde öngörülen cezai şartlar.

Fesih hakkı

En sık cezai şarta bağlanan yükümlülük fesih hakkının sınırlanmasıdır. İşçi ve işveren, iş sözleşmesini feshetme haklarından belirli süre için vazgeçiyorlar veya fesih hakkını sadece sözleşmede tanınan nedenlerle kullanacaklarını ifade ediyorlar. O süreye uymayan, sözleşmeyi belirlenen asgari süreden önce fesheden taraf karşı tarafa sözleşmede belirlenen cezai şart miktarını ödemek zorunda kalıyor.

Yazının devamı...

Nasıl isteğe bağlı iştirakçi oluruz?

26 Nisan 2021

İsteğe bağlı sigortalılık yaptıranlar emeklilik koşullarının daha zor olması nedeniyle azaldı. Ancak memurlar yani 4/c’li sigortalılar için önemli bir istisna var. Belirli süre memurluk yapanlar, isteğe bağlı iştirakçi olarak kendi primini ödeyip emekli sandığı mensubu olarak emekli olabiliyor. İşte detaylar...

1 Ekim 2008 sonrası sosyal güvenlik sisteminde çok önemli değişiklikler yaşandı. Bunlardan biri de isteğe bağlı sigortalılıktaydı. Buna göre bu tarihten önce kişi isterse SSK’lı, isterse Bağ-Kur’lu isterse Emekli Sandığı’na tabi olarak isteğe bağlı sigortalı oluyordu. Fakat sosyal güvenlik reformu sonrası isteğe bağlı sigortalılar 4/b’li yani Bağ-Kur’lu olarak değerlendiriliyor.

Bağ-Kur’lu olarak değerlendirilme ve emeklilik koşullarının daha zor olması nedeniyle, isteğe bağlı sigortalılık yaptıranlar azaldı. Cebinden prim ödeyerek sigortalı olan kişilerin emeklilik için 9.000 gün prim ödemesi zorunluluğu ve emekli olacakları zaman bağlanacak aylığın görece sigortalı (SSK) ve memurlara göre düşük olması bu azalmanın temel nedeni.

Şartları neler?

İsteğe bağlı sigortalılık konusunda önemli bir istisna, memurlar yani 4/c’li sigortalılar için söz konusu. Belirli bir süre memur olarak çalışmış kişiler, gerekli şartları sağlamaları halinde isteğe bağlı iştirakçi olarak kendi primlerini ödeyerek emekli sandığı mensubu olarak emekli olabiliyorlar. İsteğe bağlı iştirakçi olabilmek için bazı şartlar var:

1-) İsteğe bağlı iştirakçi olarak prim ödemek isteyenlerin en az 10 yıl memur olarak bir fiil çalışmış olması,

2-)

Yazının devamı...

Cinsiyetler arası fark 135 yılda kapanır!

21 Nisan 2021

Dünya Ekonomik Forumu’nun yayımladığı Küresel Cinsiyet Eşitliği Raporu, dünyada cinsiyet eşitsizliğine ilişkin farkın kapatılabilmesi için 135.6 yıl gerektiğini vurguluyor.

Dünya Ekonomik Forumu tarafından 2006 yılından bu yana düzenli olarak yayınlanan ‘Küresel Cinsiyet Eşitliği Raporu’nun 2021 yılı versiyonu, dünya çapında cinsiyet eşitsizliğine ilişkin farkın kapatılabilmesi için 135.6 yıla ihtiyacımız olduğunu ortaya koyuyor.

Küresel Cinsiyet Eşitsizliği Endeksi, temel olarak sağlık, eğitim, ekonomi ve politika şeklinde dört alana odaklanıyor. Endekste bu dört temel alanda kadınlar ve erkekler arasındaki farklılıklar ortaya konuluyor.

Hesaplama

153 ülkenin toplumsal cinsiyet eşitliğindeki ilerlemeye göre sıralandığı Cinsiyet Eşitsizliği Endeksi’nde, ekonomik katılım ve fırsatlara erişim, eğitimde başarı, sağlık ve hayatta kalma ile siyasal katılım ve güçlendirme olmak üzere dört tematik boyut bulunuyor.

Siyasi katılım ve güçlendirme açısından söz konusu olan cinsiyet eşitsizliğinin, bir önceki yıla göre 2.4 puan daha genişlediği görülüyor.

Bununla birlikte, siyasi katılım açısından mevcut cinsiyet eşitsizliğinin bugüne kadar yalnızca yüzde 22’si kapanmış ve ekonomik katılım ve fırsatlara erişim, eğitimde başarı, sağlık ve hayatta kalma boyutları ile karşılaştırıldığında en büyük farkın yaşandığı kategori olmaya devam ediyor.

Yazının devamı...

Sosyal medya işten çıkarmaya sebep mi?

19 Nisan 2021

İş hayatında sosyal medya kullanımının avantajının yanı sıra riski de var. Şirket açısından gizli bilgi ifşası, çalışan açısından da tazminatsız fesihe kadar giden durumları inceleyelim

Çalışanların sosyal medya kullanımı kimi zaman şirketin hedefleri ile ortak zemine oturduğunda desteklenirken, kimi zaman da şirket çıkarlarına zarar verici bir hal alabiliyor.

Şirketlerin belirlediği temel değerlere uygun, üretiminde benimsediği bakış açısını destekleyen çalışan paylaşımları, işverenlere artı değer katıyor ve şirketin amaçlanan görüntüsünü çok yönlü bir şekilde takviye etmiş oluyor. Şirkette uygulanan projeler hakkında çalışanların kişisel ağı ile daha geniş bir kitle bilgilendirilmiş oluyor, dolaylı reklam yapılmış oluyor.

Menfaat ve risk

Şirket tarafından beklenen bu menfaatlere karşın birtakım riskler de doğabiliyor. Sosyal medya kullanımda çalışanın şirket aleyhine doğurabileceği başlıca risk şirketin gizli bilgilerini ortaya çıkarması ve şirketin güvenliğini ihlal etmesidir. Diğer riskler ise çalışanın diğer çalışanlara sosyal medya aracılığı ile psikolojik veya cinsel taciz oluşturacak eylemlerde bulunması ya da ayrımcılık niteliği taşıyan davranışlar sergilemesi, çalışanın ifadelerinin şirket itibarına zarar verici nitelikte olması, şirket ile ilgili kötüleyici beyanlarda bulunması olarak sayılabilir.

Verimlilik düşerse

Bu risklerin çoğu hakkında yargı net bir şekilde çalışanın sadakat borcunu ihlal ettiğini, iş sözleşmesinin haklı nedenle derhal feshedilebileceğini ve işverenin başkaca bir zararı doğmuşsa bu zararı işçiden tazmin edebileceğini ifade ediyor.

Sosyal medya kullanımının diğer bir riski çalışma süresinin içinde sosyal medya kullanımının verimliliği düşürmesidir. Çalışanlar, günlük iş rutinleri içinde, kimi zaman bir toplantı sırasında sosyal medya hesaplarını kontrol ediyor ve paylaşımlarda bulunuyor. Bugün pek çok özel sektör firması, iş akışının bozulmaması ve verimlilik kaybı yaşanmaması gibi gerekçelerle çalışanların bilgisayarları üzerinden sosyal medya hesaplarına erişimi kapatma yoluna dahi gidiyor. Burada belirleyici olan şirketin sosyal medya stratejisinin ne şekilde yürütüleceği.

Yazının devamı...

Ölüm aylığı hakkında bilinmeyen çok şey var

14 Nisan 2021

Ölüm aylığı, ölen sigortalının ardından mirasçılarına bağlanır. Maaşın bağlanması için sigorta kurumuna en az 5 yıl prim yatırılmış olması gerekir. Ölen eşten maaş alan dul eş yeniden evlenirse ölüm aylığı kesilir. İkinci eş de ölürse sadece bir eşten aylık bağlanır

Sigortalı olarak çalışan bir kişinin ölümü sonrası geride kalanlara ölüm aylığı bağlanır. Ölüm aylığı bağlanması için sigortalının belirli bir süre prim ödemiş olması gerekir. Ölen eşten dolayı maaş alan dul eş yeniden evleninceye kadar aylık almaya devam edebilir. Ancak bir eş iki eşinden birden ölüm aylığı alamaz.

1- Ölüm aylığı şartları nelerdir?

Sigortalı bir kişinin vefatı halinde geride kalanlara ölüm aylığı bağlanabilmesi için en temel şart prim ödeme süresidir. Buna göre vefat eden kişi adına ölüm tarihi itibarıyla en az 5 yıl prim ödenmiş ise geride kalanlara ölüm aylığı bağlanır. 5 yıldan az primi olan kişinin vefatı halinde ise geride kalanlara aylık bağlanmaz. Diğer yandan vefat eden kişi 4/a’lı yani eski adıyla SSK’lı ise, bu durumda borçlanma süreleri hariç en az 5 yıldan beri sigortalı olup toplam 900 gün uzun vadeli sigorta kollarına prim ödenmiş olması halinde de geride kalanlara ölüm aylığı bağlanabilir.

2 - Kimlere ölüm aylığı bağlanır?

Ölüm aylığı geride kalan eş, çocuk, anne babaya bağlanabilir. Ancak bu kişilerin bazı şartları taşıması gerekir. Vefat eden kişi ile ölüm tarihinde yasal evlilik bağı bulunan eşe aylık bağlanır. Sigortalının eşinin çalışması veya kendi sigortalılığı nedeniyle aylık veya gelir alıyor olması bu durumu değiştirmez. Dolayısıyla vefat eden kişinin eşi çalışsa da, emekli olsa da ölüm aylığı alabilir.

Yazının devamı...
sakarya escort
sakarya escort
sakarya escort
sakarya escort
sakarya escort
sakarya escort
sakarya escort
sakarya escort
sakarya escort
sakarya escort
sakarya escort
sakarya escort
sakarya escort
sakarya escort
sakarya escort
sakarya escort
sakarya escort
sakarya escort
sakarya escort
sakarya escort
nevşehir escort
kayseri escort
sakarya avukat
webmaster forum
buca escort bayan